Norveç Fyord Gezisi 28.05 - 03.06.2025
- Ahmet Marangoz
- 19 Haz 2025
- 9 dakikada okunur
Herkese merhaba,
28.05 - 03.06.2025 tarihleri arasında yaptığımız Noeveç Fiyortları gezimize ilişkin bazı notları sizlerle paylaşmak istedim.
Öncelikle şunu belirteyim, Norveç ve fiyortları gezmek için 3 yol var diyebiliriz. Cruise turları. araç kiralama ve trenle seyahat.
Cruise turları oldukça konforlu fakat gezip göreceğiniz yerler daha kısıtlı. Cruisedan iniş ve geri dönüş saatleri sizi biraz kısıtlayabilir.
Araç kiralama bizim tercih ettiğimiz yöntem oldu. İstediğimiz yerde durduk, fotoğraflarımızı çektik. Canımız istedi, sandviçlerimizi alıp bir göl kıyısında durup zaman geçirdik. Dikkat edilmesi gereken husus yollar bizim bildiğimiz gibi çok şeritli yollar değil, bir gidiş bir geliş ve hatta bazı yerlerde açılan cepler ile karşıdan gelene yol vermeniz gereken yollar. Mesafeler de yakın olmadığı için, gezeceğiniz yerlere bağlı olarak günlük ortalamada 3 - 3,5 saat araba kullanmak durumunda kalabilirsiniz. Ama yollar çok keyifli. Biz toplamda yaklaşık 2000 km yol yaptık. Bir de bol bol tünel var.
Tren alternatifi ise daha az araç kullanmak isteyenler için bir alternatif. Ama hatırlatmak gerekirki tren ile de uzun süreli seyahatler söz konusu ve arabaya göre daha kısıtlı yer görme durumu söz konusu. Oslo'dan Bergen'e seyahat ederken bilet ve alternatifleri www.fjordtours.com adresinden kontrol edebilirsiniz.
Açıkçası benim önerim araba kiralamanız. Hem valizleri indir bindir yapmıyorsunuz, hem de tablo gibi yollarda seyahat ediyorsunuz.
Norveç'de EUR çok nadir yerlerde geçiyor, yerel para birimi Kron. Biz Türkiye'den giderken temin edemediğimiz için havalimanındaki ofisten bir miktar EUR'yu Kron'a çevirdik. Ancak parite sizin beklentinizden daha düşük, buna hazırlıklı olun ( İnternete baktığımızda EUR/Kron paritesi 11,50 iken biz 10,50'den dönebildik ). Her yerde, en ufak hacamada dahi kredi kartı geçiyor ve hatta bunu tercih bile ediyorlar diyebilirim. Dolayısıyla mutlaka yanınızda yüklüce Kron bulundurmanıza gerek yok.
Biz aracımızı Hertz'den kiraladık ( daha doğrusu Economybookings üzerinden Hertz'den kiraladık ). Açıkçası araçların kapasitesi tatile gitmeden önce hep merak konusu oluyor. 2 kişiyseniz çok önemli olmayabilir ama bizim gibi 4 kişi seyahat edeiyorsanız ve bir haftalık bir tatil planlıyorsanız orta boy birer valiz mutlaka oluyor. Bu gibi planlamalarda SUV araçları tarcih ediyoruz, zira bagaj üzerindeki panelin hareket edebiliyor olması size yer kazandiriyor. Biz Suzuki S Cross marka bir araç kiraladık ve 4 valizi sığdırdık, sorun olmadı.
Arabaya ilişkin bir diğer husus da, çok nadir olan paralı yollar ile iç taraflarda kısa mesafeli feribotlar için, bizdeki HGS sistemi gibi bir sistem var ve plakaya tanımlı. Aracı kiralarken sizden bir depozit alıyorlar ve bu otoyol ve kısa süreli feribotların ücretleri direkt plakadan alınıyor ve kiralam sonunda o depozitten kesilerek kalan tutar size iade ediliyor.
Aşağıda günlük olarak gezilerimizi paylaşmaya çalıştım. Bu arada notların çoğu eşime ait.
28.05.2025
Sabah 10.30 Pegasus İstanbul-Oslu uçuşu ile başlayan yolculuğumuz 3.5 saatlik uçuş sonunda güneşli bir günle başladı. Varış sonrası pasaport işlemleri ve araç kiralama neticesinde saat 14.30 gibi havaalanından ayrıldık.
Oslo Havaalanı'ndan kısa bir yolculuk sonrasında Oslo Merkez’e geldik. Merkezde Operas House yakınında park ederek Oslofjord deniz manzaralı Bjorvika’da Fiskeriet’de yemeğimizi yedikten sonra , restaurant çalışanlarından aldığımız tavsiye neticesinde, birşeyler içmek için Aker Brygge’ye yürüdük. Burada kahve ve kurabiyelerinize sahip çıkın derim, zira martılar size sormadan ortak olabiliyorlar :).
Oslo merkezde yaklaşık 4 saat zaman geçirdik ve açıkçası bize yetti. Tabi seyahatin öncelikle amacı doğa gezmek oldğu için belki de bize yeterli geldi.
Oslo merkezden yola çıktığımızda da yol üzerinde olan ve 1200’lerden kalma eski bir Viking kilisesi Gol Stave Church’ü ve etrafındaki açık hava müzesi Norsk Folkemuseum’a gitmek istedik ancak saat 17.00’de kapandığından çok geç kaldık. Sadece dış kapısının önünde resim çekebildik.
Ertesi gün Flam tarafına geçeceğimiz için yolu yarılamak adına, 2 saatlik yolculukla Nesbyen’de, o gece konaklayacağımız yemyeşil bir bahçe içindeki 1600’lerden kalma Hagaled Gjestegard isimli antik aile evine ulaştık. Saat 23.00’de odamıza yerleştiğimizde hava hala aydınlıktı. Süslü perdesi küçük camı kapatmadığından aydınlık odada uykuya dalmak hiç kolay olmadı ancak resimlerden rahatsız gibi görünen pofuduk şilte ve yorganlar oldukça konforluydu.
29 Mayıs 2025 - Perşembe
Sabah 07.00 gibi uyanıp sandviçlerimizi yaptıktan sonra Flam'a doğru yola koyulduk. Yol üzerinde Gordarike’de yol kenarında siyah ahşap Stave Church’ü görünce heyecanlanıp kenara çektik ancak saat 07.50 ve kilise kapalı olduğundan sadece dışardan birkaç fotoğraf çekebildik.
24.5 km uzunluğundaki tünelden geçerek Flam'a doğru hareket ettik. Tünel dünyanın en uzun kara tüneli ünvanına sahip . 6 km aralıklarla 3 büyük dağ mağarası ile bölünmüş tünel beyaz ışık ile aydınlatılmışken mağaralarda sari ve mavi ışıklar ile sürücülerin dikkatini ve yolcuların klostrofobisi engellenmeye çalışılmış.
Saat 10.00’da kocaman bir MSC gemisinin demirli olduğu, Norveç'in en büyük fiyordu Sognefjord’un küçük ama en ünlü kasabalarından Flam’a geldik. Flam, 1 saatlik yolculukla Myrdal’da son bulan dünyanın en ünlü nostaljik tren yolculuğu Flamsbana ile olduğu gibi nefes kesici manzalar eşliğinde muhteşem Sognefjord’da süzülerek ilerleyen Cruise gemileri, feribotlar, sürat tekneleri ve rengarenk kanolarla da Sognefjord’un ünlü rotalardan..
Biz gelmeden önce biletlerimizi aldık ki önerim siz de biletlerinizi seyahatinizden önce temin edin. Zira son anda bilet bulma imkanınız olmayabilir. Biletler için www.norwaysbest.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bizim planlamamız;
Flam - Gudvangen fiyord gezisi,
Gudvangen - Flam Shuttle servisi,
Flamsbana gidiş - dönüş ( arabamız Flam'da olduğu için Flam -Myrdal ve Myrdal - Flam seferlerini yapmak zorundaydık )
Flam’dan 11.30’da bindiğimiz feribot, elektrikli olduğundan sessizce Sognafjord'un bir kolu olan Naeroyfjord içinde süzülürek Gudvangen'e doğru hareket etti Yaklaşık 2 saat süren bu yolculukta sizi gerçekten nefes kesen manzaralar karşılıyor. Bol bol fotoğraf çekeceğinize eminim ve hepsi birbirinden güzel.
13.30’da Gudvangen'e vardık. Naeroydalselvi nehrinin denize döküldüğü nokta olan Gudvangen eski bir Viking köyü. Su kenarındaki Tanrıların yeri anlamına geliyormuş.
İskeden sağ tarafa doğru devam ederek ahşap köprüyü geçerek saaat 10.00 ile 18.00 arası açık olan Njardarheimr Viking köyünü ziyaret ettik. 1000 yıl önce Viking’lerin yaşantısı hakkında fikir edindik. Köy Viking döneminde önemli bir Pazar yeri ve iletişim merkeziymiş. Ancak 12.yy da kara vebadan köyün tüm sakinleri ölmüş. Şu anda da 90 kişilik nüfus var.
Arabamız Flam’da olduğundan bizi kara yoluyla 20 dk da Flam’a ulaştıracak shuttle ın saatine kadar zamanımız olduğundan Gudvangen’in fyord manzarasını seyrederek somonlu sandviçlerimizi yedik ve güneşli havada enfes manzaranın tadını çıkardık. Yine arabalı olduğumuzdan Myrdal’a gidiş-dönüş bilet aldığımız Flamsbana tren yolculuğuna yetişebilmemiz için 15.45 ‘de kalkmasıgereken Gudvangen shuttle’ımız maalesef 25 dk ya yakın geciktiğinden maalesef treni kaçırdık ve biletlerimizi iade etmek zorunda kaldık. Bu yolculukta tek üzüldüğüm oldukça coşkulu akan Kjosfoss şelalesini görememiş olmamızdı. Onun dışında manzara konusunda bir şey kaçırdığımızı sanmıyorum.
Flam'dn ayrılıp yaklaşık yarım saatlik bir sürüş ile Stegastein Seyir Terasında 640 metreden seyrettiğimiz Aurlandsfjyord manzarasının keyfini çıkardık. Burada belirtmek isterim ki yol biraz dar. Bazı noktalarda karşıdan gelene yol vermeniz gerekiyor. Bizim gittiğimiz tarih sezon olmadığı için hem yolda hem de terasta fotoğraf çekimi için çok sıkıntı yaşamadık. Ancak temmuz ve ağustos aylarında yol ve teras epey kalabalık oluyormuş. Flam'dan otobüs ile yada küçük iki kişlik Twingo tarzı araçları kiralayarak da seyir terasına çıkma şansınız mevcut.
Sonra, manzarasının çok güzelolduğu söylenen Stalheim Hotel’de bir kahve molası vermek istedik ancak gördüklerimizden ekstra bir şey bulmadığımızdan vakit kaybetmeden yola devam ettik ve muhteşem ikiz şelaleTvindefossen’ e ulaştık. Kısa bir fotoğraf molasını takiben saat 20.45 gibi o gece konaklayacağımız Voss’da Malen Restaurant’da güzel bir akşam yemeği yedik. Küçük bir şehir ve saat nedeniyle çoğu yer kapalıydı ama neyseki lezzetli bir yemekti. 22.00’ye doğru Scandic Voss Otel’e yerleştik ve dinlenmeye çekildik.
30 Mayıs 2025 Cuma
Bir kayak oteli de olan Scandic Otel’in açık büfe kahvaltısı gayet zengin ve doyurucuydu. Norveç’de kahvaltının en keyifli tarafı harika somonlarıydı 09.00 gibi yola çıkarak 10.30 gibi Bergen’e vardık. İlk olarak orjinali 1150’ye dayanan Fantoft Stavkirke (Stave Church) yi gördük.
Araba parkından kilisenin ağaçlık yürüyüş yoluna gidene kadar geçtiğimiz mahalledeki rengarenk orman gülleri görülmeye değerdi. Arkasından Bryggen’de Hanseatic Tüccarların evleri olan Schotstuene’u gezdik. Müze halinde getirilen 4 binayı gezdikten sonra deniz tarafına
inerek Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Ortaçağ’da ticari faaliyetlerin yapıldığı şu anda ise bar, restaurant ve küçük hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu renkli ahşap binaları dolaştık. Ardından şehri yukardan seyredebileceğimiz Floien’e çıkan fenikülere bindik. Renkli orman gülleri ve sevimli evlerin arasından süren kısa yolculuk çok keyifliydi. Hava güneşli olmasa da yağmur olmadığından şehri açık havada görebildik.
Öğle yemeği için hanımlar Bergen Limanındaki Fish Market’da somon, istridye ve krövet yerken biz de hot dog yemeyi tercih ettik. Çok fazla Hot Dog çeşidi var, biz riske girmeden kuzudan yapılanı tercih ettik ve oldukça memnun kaldık. Özellikle üzerine serpiştirilen soğan cipsi çok iyiydi. Hanımlar da yediklerinden son derece memnun kalmışlardı, yani her ikisini de önerebiliriz.
Yemeğin üzerine dondurmalarımızı alarak ara sokakları keşfe başladık. Bergen, Oslo ve daha sonraki günlerde göreceğimiz Alesund’a göre güzel ve sevimli bir şehir. Beyaz ağırlıklı olmakla birlikte aralarda patlayan sarı, kırmızı, turuncu hatta mavi, yeşil çok şirin ahşap evlerin mimarisine süs olmuş rengarenk ağaç ve çiçeklere bezenmiş dar sokaklı sevimli mahaller çok hoşumuza gitti.
Şehrin diğertarafında olan Bergenhus Kalesini de gezdikten sonra akşam üzeri hava da serinlediğindenyemeğe kadar Floibanen (Feniküler Durağı) na bakan güzen bir kafede içimizi ısıtacak bir şeyiçtik. Akşam yemeği yine limanda deniz kenarında İspanya’daki Mercato benzeri deniz mahsulü ile birlikte geyik eti de deneyebileceğimiz Fish Me adlı restoranı belirlemişken, yine benim ısrarım neticesinde tüm gün kalabalığı eksilmeyen daha tursitik Egon Restauranı seçtik. Seçimimizden çok memnun olmadığımızı, aklımızın deniz mahsüllerinde kaldığınısöylemek isterim☹ Yemek sonrası arabamızı alarak saat 23.00 e doğru otelimiz City Box’a geçtik.
31 Mayıs 2025 Cumartesi
Otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra 09.00 gibi yola koyulduk. Yine harika manzaralardan geçerken Husdalsvatnet gölünün kenarında fotoğraf çektik. Vestland’da Risnefjorden adlı fiyordda bulunan Brekke’den geçerek Oppedal’dan Lavik’e geçmek için feribota binerek Norveç Denizi'ni geçtik. 12.30 gibi Norveç’de gördüğümüz en güzel göl manzarası olan Movatnet’i görünce arabadan inerek fotoğraf molası verdik.
Karşıdan görüp gitmek üzere atılım yapıp son anda vakit kaybetmeyelim deyip vazgeçtiğimiz şelale Steinsdalsfossen şelalesi olup arkasına da yürünebilen oldukça güzel bir şelaleymiş☹ Bunu sonradan farkettiğimde üzücü oldu☹
Sayısız göl, şelale ve dağ manzaralarıyla dolu canlı tabloları seyrederek Olden’e oradan da Loen’e vardık. Bu arada Olden’de güzel indirimler olduğundan %50 fırsatı ile tam istediğim gibi pratik bir kışlık mont alırken bir sonraki durağımız için de sandviç malzemeleri için alışveriş yaptık.
Loen’e geldiğimizde saat 15.00 olmuştu. Loen için Rakssetra, Sky Lift ve Lovatnet Gölü olmak üzere görmek istediğimiz 3 yer vardı. Hava çok güzel olduğundan otoparkdan 3 km’lik bir tırmanış ile rengarenk evlerin arasından görülen muhteşem fyord manzarası ile bloglarda çokça yer alan Rakksetra’ya çıkmayı tercih ettik. Ancak saat 18.00’de Hellesylt’ten feribotumuz olduğundan yetişme telaşı ve dik yokuş gözümüzü korkuttuğundan planımızı değiştirdik.
Bulunduğumuz yerden de görülen Faleidfjorden ve Lovatnet Gölü’ne karşı somonlu sandviçlerimizi yiyerek manzaranın da doyumsuz keyfini çıkardık. Saat 16.00’da Lovatnet gölüne vardık. Norveç’in doğası tam beklediğimiz gibiydi.
17.35’de Hellesylt’e geldik. Yine gürül gürül akan bir şelalesi vardı. 18.00’de feribotumuza binerek Sunnylysfjorden’da ilerleyerek sağ koldan Geiranger fyorduna devam ettik. Burada arabalı feribot var ve saatleri çok sık değil. Biz biletimizi önceden aldık ama hareket ettiğimizde feribota yer vardı. Benim gibi strese girmek istemiyorsanız biletinizi önden alabilirsiniz. Bileti www.norwaysbest.com adresinden temin edebilirsiniz. Geiranger’e yolculuk 1 saat sürdü. Martılarla yaptığımız yolculuğun sonuna yaklaşırken sol tarafta The Seven Sisters ve Friaren Şelalerini seyrettik.
Geiranger’e indikten hemen sonra Ornesvingen Seyir Terasına (Eagles Yolu) çıktığımızda saat 19.15’di. Fyordun harika manzarasını seyir terasını yukarı takip eden doğal yoldan da seyrettik. Aşağıya doğru inerken Geiranger’e 4 km olan Flydalsjuvet’ten de farklı açıdan manzarayı gördük. Arkasından arabayı yukarda bırakarak Marakelva şelalesi boyunca yürüyerek (Waterfall Walk) Geiranger’e indik.
Akşam yemeğini ( yine geç kalıyorduk, hava aydınlık olunca saati farketmiyorsunuz )
Brasserie Posten’de yedik. Saat 22.00’de nihayet o gece konaklayacağımız Grande Fjord Hotel’e geldik.
01 Haziran 2025 Pazar
Sabah 07.00’de uyandığımız Geirangerfjord manzaramızda bu sabah yağmur vardı.Bu manzaraya uyanmak kadar güvertede otururcasına lezzetli bir kahvaltı yaptığımız salon da çok keyifliydi. Kahvaltı sonrası yola çıktık. Hedef 68 km’lik yolun sonunda Şeytan Yolu ismiyle geçen Trollstigen.
İlk mola Eidsdal’dan binip Norddalsfjorden’i geçerek Linge’ye vardığımız kısa feribot yolculuğunda oldu. 10.30 gibi Youtube da çok seyrettiğimiz ancak rutumuzun dışında olduğunu düşündüğümüz, görünce de çok mutlu olduğum Gudbrandsjuvet’e vardık.
Gürül gürül çağlayan Valldola nehrini yukarıdan seyrederken kahvelerimizi içtik ve yolumuza devam ettik. Trollstigen’e yaklaştığımızı söyleyen yüksek rakım coğrafyasına geçiş yaptık. Ağaçlarla bezeli yemyeşil doğa yerini sarp dağlar, göller ve zirvelerden yol kenarına da inmiş kar manzaralarına bıraktı.
Dünyanın en güzel manzaralı ve tehlikeli dağ yollarından olan Trollstigen, Romsdalen vadisinde yer alan 11 keskin virajdan oluşuyor. Şeytan Yolu olarak da bilinen şelale manzaralarıyla süslü bu dar yol neredeyse tek şeritti. Bu yolu görebilmek adına seyir terasına yürüyüş Istra nehri üzerinden başladı. Nehrin aşağıya döküldüğü Stigfossen şelalesinin başlangıcından sola doğru baktığımızda Andalsnes ile Valldal’ı birleştiren tek şeritli yol kendini gösterdi, oldukça etkileyici.
Daha sonra Alesund'a hareket ettik. Alesund Norveç'in 5. büyük şehri, ancak bizim küçük kasabalarımız gibi. Alesund'a vardığımızda epey acıktığımızdan deniz kenarında Anno adlı restoranda Morino balığı yedik. Arkasından Fjellstua Seyir Terasından Allesund manzarasını seyrettik. Ancak yağmur başladığından ve café de kapalı olunca fazla oyalanmadan yola koyulduk. Solavagen - Festoya arasında feribota binerek Norveç Denizini geçtik, Saebo’daki otelimiz Sagafjord Hotel’e geldiğimizde saat 20.00’ydi. Odamız Norangsfjorden ile Storfjorden’in birleştiği bölümü görüyordu.
02 Haziran 2025 Pazartesi
Saat 10.00 gibi yola çıkarak Volda üzerinden Hornindal’a geldik. Küçük bir kafe’de kısa kahve molasında Hornindal gölünde çileklerimizi yıkadık. Bu arada Coop ve Spar Norveç’de en çok rastlanan marketlerden. Daha önce zaman olmadığı için çıkamadığımız fakat aklımızda kalan SkyLift’e çıkmak üzere dönüş güzergahımızda olan Loen’e geldik bir kez daha..Hem Avrupa’nın en dik teleferik yolculuklarından olması sebebiyle aramızda çekinenler olduğu hem de yağmur ve sis nedeniyle rotamızı beni büyüleyen Lovatnet gölüne çevirdik. Birkaç gün önceki gezimizde görerek terasında keyif yapanlara özendiğimiz Kafe Batutleige’de durduk. Manzara muhteşem.
Daha sonra Skylift’le Mount Hoven’e çıkmak üzere Loen’e geldik. Manzarayı seyredebilmek için yağmurlu ve sisli bir gündü ancak yine de bir umut yukarı çıktık. ‘From fjord to sky in 5’ yani 5 dakikada Nordfjord’dan 1.011 metre yükseklikteki Mount Hoven’e çıkan Avrupa’nın en dik teleferiklerinden birini kullandık.
Amfitiyatro şeklinde yere kadar camlarla şık bir restoran olan Hoven Restoranda güzel bir yemek yedik. Öncelerde sisli olan hava yemek ve kahvelerimizi bitirdiğimizde yavaş yavaş dağıldı ve -3 derecede müthiş manzaranın tadını çıkartıp bol bol fotoğraf çektik.
Yol üzerinde birçok doğa güzelliği ve Alaska'yı aratmayan corafya ve mazaralar eşliğinde son gece konaklayacağımız Brumunddal’daki Wood Hotel’e vardığımızda saat 22.00’yi geçiyordu sanıyorum. Odamız Furnesfjord manzaralıydı..
03 Haziran 2025 Salı
10.00 gibi otelimizden ayrılarak 13.30 İstanbul uçuşu için havaalanına doğru yola koyulduk..Doğal güzellikleri ile bana çok iyi gelen, nefis manzaralarını hiç unutamayacağımız harika bir tatilin sonuna gelmiştik..Tekrarlarını büyük arzuyla bekliyoruz...
Yorumlar